Çikolatanın Tarihi

Levent YERGÖK | 15.04.2018

   Çikolatanın Tarihi

   Yüzlerce yıl önce Aztekler tarafından sıvı olarak tüketilen çikolata günümüzde ki formunu, Amerika’ nın keşfinden sonra kakaonun Avrupa’ya getirilmesi ile almıştır. Aztekler zamanında baharatlar ile kakaonun karışımı yapılarak sıvı hale getirilip tüketilen çikolata; içerisinde şeker olmadığından dolayı acı bir içecekti. Kakaonun Avrupa’ya getirilmesi ve Sanayi Devriminin olmasından sonra çikolataya şeker eklenip tüketilmeye başlandı. Kakaonun yağının ayrılıp geriye toz kakaonun kalması ile çikolata bugün olan katı formunu almaya başladı. Daha sonra sütten suyun uzaklaştırılıp geriye süt tozunun kalması ile çikolata bambaşka bir hal aldı. Süt tozunu eklenmesi ile tadı daha yumuşak bir yapı kazandı. Daha önce Aristokratların tükettiği çikolata böylece her kesimin tüketimine sunulmaya başlandı. Türkiye’ de 1800’ lü yılların başlarında çikolata ile tanışmıştır.

    Kaliteli çikolatalar da kakao oranı %50-70 oranlarına kadar çıkmaktadır. Şeker oranı %30’u geçmemelidir. Üretiminde endüstriyel margarin değil kakao yağı kullanılmalıdır.

    Çikolatanın bazı özellikleri;

  • A,B,C,D,E Vitaminleri mevcuttur.
  • Magnezyum, çinko, demir,bakır gibi mineralleri içerir.
  • Glisemik indeksi düşüktür.
  • Hazmı kolaydır.
  • Antidepresandır.
  • Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
  • Antioksidandır.
  • Mutluluk hissi verir.

    Çikolatanın Saklanma Koşulları ise;

  • Nemsiz kuru ortamlarda 18-22°C aralığında muhafaza edilmelidir. Yüksek sıcaklığa maruz kalır ise içerisinde bulunan kakao yağı eriyip yüzeye çıkar ve daha sonra donarak kötü bir görüntü oluşur. Buna çikolata çiçeklenmesi denir. Bu istenmeyen bir durumdur.
  • Baharat gibi keskin kokulu ürünler ile aynı ortamda bulundurulmamalıdır.
  • Güneş ışığına maruz bırakılmamalıdır.