Coğrafi İşaret

İ. Uğur Toprak | 12.02.2019



Her ürünün bir hikâyesi vardır. Onun üreticisi, üretildiği yer bize daima bir şeyler anlatmaktadır. “Bir ürünün kalitesini değerlendirmek için kimyasal veya fiziksel analizler ya da tatmak yeterli değildir. Hiçbir teknik yaklaşım, ürünün arkasındaki her şeyi -köken, tarih, işleme tekniği- dikkate almaz ve tüketicinin bir yiyeceğin çevreye veya sosyal adalete saygılı bir şekilde üretilip üretilmediğini anlamasını sağlamaz”[1]. Eski zamanlarda tüketiciler aldıkları ürünlerle ilgili detaylı bilgiyi, doğrudan o ürünlerin satıcılarından ya da üreticilerinden alabilirken günümüzde genellikle araya giren aracılar bu iletişimin önüne geçmektedir. Burada ürünün hikâyesini alıcısına anlatması ancak sahip olduğu etiket sayesinde mümkün olmaktadır. İşte etiketler bu bakımdan ürünlerin bir bakıma betimlenmesi demektir. 

            Uzun yıllardan beri bazı ürünlerin etiketleri söz konusu olduğunda, onların söyleyecek bir sözleri daha var. Dünya üzerinde bazı ürünler sadece belirli coğrafyalarda üretilirler ve üretildikleri yerlerden tüm dünyaya yayılırlar. İşte bu tip ürünlerin diğerlerinden ayrılması için etiketlerinde ekstra bir işaret bulunur. Coğrafi İşaret, Resmi Gazete’de yer aldığı biçimiyle “belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretleri”[2] tanımlar. Bu bakımdan özü gereği Coğrafi İşarete sahip ürün, belirli bir bölgede, belirli bir biçimde üretilmektedir. Bin yıllardır ticareti yapılan bazı ürünlerin tüm dünyada üretildiği bölgelerle tanındığını söylemek mümkündür. Kervanlar uzun yıllar boyunca Asya ve Avrupa arasında mekik dokurken, otantik birçok ürünü dünya pazarına taşımıştır. Bu türden ürünlerin tescillenerek tüm dünyaya sunulmasını amaçlayan Coğrafi İşaret sisteminin uluslararası anlamda hayata geçirilmesine ilişkin ilk örneklerden birini ise 19. yüzyıl sonlarında, 1883 yılında Fransa’da imzalanan “Sınai Mülkiyetin Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi”nde bulabiliriz[3]. 

            Ülkemizde ise Coğrafi İşaret uygulamasına ilişkin ilk resmi düzenlemeleri 27 Haziran 1995 Tarihli ve 22326 Sayılı Resmi Gazete’de bulmak mümkündür. İlgili yasal düzenlemelerin ortaya çıktığı günden bu yana gelinen noktada, ülkemiz sınırları içinde tescili yapılmış 805 adet Coğrafi İşarete sahip ürün bulunmaktadır[4]. Ülkemizde Coğrafi İşaretler “menşe ve mahreç işareti olmak üzere 2'ye ayrılmakta iken, bir ürünün coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, alan, bölge veya çok özel durumlarda ülkeden kaynaklanması, tüm veya esas nitelik veyahut özellikleri bu yöre, alan ya da bölgeye özgü doğa ve beşeri unsurlardan oluşması, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinin tümüyle bu yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılması durumu menşe adını belirtir. Ancak bir ürünün coğrafi sınırları belirlenmiş bir yöre, alan veya bölgeden kaynaklanması, belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle bu yöre, alan ya da bölge ile özdeşleşmiş olması, üretimi, işlenmesi ve diğer işlemlerinden en az birinin belirlenmiş yöre, alan veya bölge sınırları içinde yapılması durumunda ise mahreç işaretini belirtir”[5]. 

            Her iki durumda da bir ürünün Coğrafi İşarete sahip olması ancak onun gerekli resmi prosedürleri geçerek tescil edilmesi ile mümkün olur. Ülkemizde bu tescil işlemiyle ilgili yetkili kamu kurumu Türk Patent ve Marka Kurumu’dur. İlgili tescil işlemlerinin sınır ve dayanakları ise 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu İkinci Kitap’ta yer alan 33. ve takip eden maddelerde açıkça belirtilmiştir[6]. Gıda, tarım, maden, el sanatları ürünleri, sanayi ürünleri gibi geniş bir yelpazede yer alan ürünlerle ilgili tescil işlemi için ürünün üreticisi olan gerçek veya tüzel kişiler, tüketici dernekleri, konu ve coğrafi yöre ile ilgili kamu kuruluşları başvuruda bulunabilirler[7]. 

Gıda söz konusu olduğunda ise Coğrafi İşaret, “bazı gıda ürünleri, bazı özel ve iyi bilinen yiyecekleri tanımlamak için yerel aktörler ve tüketiciler tarafından sıklıkla kullanılan kökene atıfta”[8] bulunur. Ülkemizde tarım ürünlerinden işlenmiş gıdalara kadar uzanan geniş bir çeşitlilikteki gıda ürünlerinde Coğrafi İşarete rastlamak mümkündür. Tescilli 805 üründen büyük çoğunluğunu gıda ürünleri oluşturmaktadır. Ayvalık Zeytinyağı, İzmir Tulum Peyniri, Kars Kaşarı, Antakya Künefesi gibi çok bilinen ürünler, Coğrafi İşarete sahip ürünlere güzel bir örnek oluşturabilir. İzmir özelinde ise yapılan başvurulara istinaden 22 tescilli ürün bulunmaktadır. Bu ürünleri Bergama Graniti, Bergama Kozak Çam Fıstığı, Bergama Tulum Peyniri, Bozdağ Kestane Şekeri, Ege Pamuğu, Ege Sultani Üzümü, Ege İnciri, Görece Nazar Boncuğu Üretim El ve İşleme Sanatı, Gümüldür Mandalinası, Güney Ege Zeytinyağları,  İzmir Boyozu, İzmir Kumrusu, İzmir Lokması, İzmir Şambalisi, İzmir Tulum Peyniri, Karaburun Nergisi, Kuzey Ege Zeytinyağları, Seferihisar Mandalinası, Urla Sakız Enginarı, Yarımada Hurma Zeytini, Çeşme Kavunu, Ödemiş Patatesi olarak listelemek mümkündür[9]. 

Coğrafi İşaret uygulaması genel itibariyle yerel üretimi ve kırsal kalkınmayı desteklerken, geleneksel bilgi ve kültürel değerleri de korumayı amaçlar, tüm bu özellikleri doğrultusunda biyoçeşitliliğe de olumlu katkıda bulunur. Coğrafi İşaret uygulaması bir yanıyla geleneksel üretim yöntemlerini ve ürünleri ön plana çıkartarak, tarihsel öneme sahip bu uygulamaların devamlılığına destek olmaktayken diğer yanıyla piyasada ayrı bir pazarlama alanı olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya çapında yerelliğe olan ilgi her geçen yıl daha da artmaktadır. Bu ilgi göz önünde bulundurulduğuna Coğrafi İşaret sistemi de tekelci, neoliberal gıda sistemi tarafından sömürüye açık bir hale gelmektedir. Yerele olan ilgi dolayısıyla Coğrafi İşaret sahibi ürünler, mevcut gıda politikaları göz önünde bulundurulduğunda üreticiler kadar, bu işi sadece para kazanma hırsıyla yapan aracılara da kazanç sağlamaktadır. Uygulama göz önünde bulundurulduğunda esas amacın bir bölgeyle özdeşlemiş ürünün diğerlerinden ayrılması ve bu türden ürünlerin ve üretim yöntemlerinin korunması olduğu akıldan çıkartılmamalıdır. Küçük üreticiler ve aile çiftçileri bu bağlamda desteklenmeli, onların asırlardır uyguladıkları yöntemler ve ürettikleri ürünler gerçek değerlerini bulmalıdır. 

  

 

Referanslar 

Şekil 

[1] Slow Food, What is The Narrative Label, https://www.fondazioneslowfood.com/en/what-we-do/what-is-the-narrative-label/, (Erişim Tarihi: 24.01.2019) 

[2] Resmi Gazete, 1995, “Coğrafi İşaretlerin Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname”, 27 Haziran 1995 Tarihli ve 22326 Sayılı Resmi Gazete, http://www.resmigazete.gov.tr  (Erişim tarihi 24.01.2019) 

[4] Yazının yazıldığı 24.01.2019 tarihindeki Türk Patent ve Marka Kurumu verileri baz alınmıştır. Güncel veriler ve detaylı bilgiler için lütfen bkz: http://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/geographicalRegisteredList/ 

[5] Türk Patent, 2018, Türk Patent ve Marka Kurumu, Coğrafi İşaretler ve Geleneksel Ürün Adı, http://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/commonContent/CAbout (Erişim Tarihi: 24.01.2019) 

[6] 6769 Sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, http://www.mevzuat.gov.tr/mevzuatmetin/1.5.6769.pdf (Erişim Tarihi: 24.01.2019) 

[7] Resmi Gazete, 1995 

[8] FAO, Geographic origin and identification labels: associating food quality with location, s. 139, http://www.fao.org/docrep/018/i0576e/i0576e09.pdf, (Erişim Tarihi: 24.01.2019) 

[9] http://www.turkpatent.gov.tr/TURKPATENT/geographicalRegisteredList/