Teknoloji Bağımlılığı ve Obezite

Hülya ÖZEL | 10.03.2018

   Teknoloji Bağımlılığı ve Obez

   Yaptığı çalışmalarla kamuya hizmet veren Yeşilay Vakfı ve Sağlık Bakanlığı öncülüğünde, Mart ayının ilk haftasında (1-7 Mart) kutlanılan Yeşilay haftası; sigara, alkollü içecek ve diğer uyuşturucu gibi alışkanlıklar ile mücadele etmek ve bütün zararlı alışkanlıklardan-bağımlılıklardan halkın özellikle de gençlerin korunması için bilinçlendirme çalışmalarının yapıldığı bir farkındalık haftası. Bağımlılık: bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek olarak tanımlanır ve en önemli göstergelerinden biri de sürekli arayış içinde olmak. Değişen toplum yapısı ve gelişen teknolojiyle bağımlılıklar çeşitlendi ve yeni nesil bağımlılıklar ortaya çıktı. Sadece sigara, alkol, uyuşturucu değil artık bağımlılık oluşturanlar. Teknoloji (internet-sosyal medya) bağımlılığı, bilgisayar oyunları bağımlılığı, şeker bağımlılığı, gıda bağımlılığı, yemek yeme bağımlılığı… Ve bu yeni nesil bağımlılıklar dahil tüm bağımlılıkların oluşturduğu hastalıklar, hastalık bağımlılıkları… Ya siz de bir bağımlıysanız ve farkında değilseniz?
   “Teknoloji bağımlılığı obez yapıyor!"

    İnternet kullanımının hayatın vazgeçilmez bir gereci haline geldiği bu teknoloji çağında internetin patolojik kullanımı yani kontrolsüz ve bilinçsizce kullanımı; bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal, bilişsel sağlığını ve yaşamını olumsuz yönde etkilemekte. Uyku döngüsü bozulanlar uyarıcı madde kullanmaya, aşırı kahve ve kolalı içecekler tüketmeye başlıyor, fiziksel aktivitenin giderek azalmasına bağlı obezite, karpal tünel sendromu, sırt ağrısı ve postür bozuklukları gelişiyor. Günümüzde obezitenin en önemli sebebi, harcanan kaloriden çok daha fazla miktarda kalori alınması ve her geçen yıl dünyada hızla artmakta olan bir durum bu. Bilgisayar ve ekran başında geçirilen zaman ile birlikte, hızlı tüketilen yüksek kalorili gıdalar artıyor, buna karşılık hareket etme imkânları azalıyor. Yüksek kalorili gıda tüketiminde, özellikle çocuklar üzerinde medyanın ve reklamların olumsuz etkisi fazla. Çocuklarının fazla paketlenmiş gıda, abur, cubur tüketiyor olması, hareket ve spor aktivitelerinin olmaması, aileleri bu konu üzerinde düşünmeye sevk etmeli. Özellikle şiddet içerikli oyunların çocuklarda şiddet duygusunu ve şiddet davranışını içselleştirerek bu duyguyu zamanla normalleştirmesine ve şiddete yatkın bireylerin yetişmesine neden olduğu bilinmekte. Dijital oyunların oynanış şekli ve süresi göz önüne alınacak olursa, çoğunlukla oturarak ve saatler süren bir oyun oynama şeklinde olduğu, bunun sonucu olarak oyuncuların beslenme, uyku, tuvalet gibi ihtiyaçlarını erteledikleri ve uzun süreli hareketsiz kalmaktan dolayı solunum, dolaşım, kas ve iskelet sistemleri gibi sistemlerin gelişimlerinin olumsuz etkilendiği yapılan araştırmalarda vurgulanmakta.

   Dikkat! Ya bağımlıysanız?

   Obezite konusunda genetik ve çevresel faktörlerin etkinliği tartışılamaz boyutta. Yüksek kalorili diyet, sedanter yaşam ve benzeri klasik faktörlerin ardında, toplum tarafından çok da anlaşılamayan bir faktör daha var: Yemek yeme bağımlılığı. Madde bağımlılarında görülen yoksunluk, niyetlenenden fazla madde kullanma, aşırı istek, fiziksel ve psikolojik bozukluğa rağmen maddeyi bırakamama gibi özelliklerin obezite sorunu olan kişilerde de görülüyor. Yapılan hayvan ve insan çalışmalarına göre yüksek düzeyde yağlı ve şekerli yiyecekler barındıran diyetler sadece obez değil, aynı zamanda bağımlı da yapmakta; bunun tam tersi de doğru yani obezlerde belli yiyeceklere karşı geliştirilmiş bir bağımlılık söz konusu. Şeker bağımlılığı gün geçtikçe artıyor ve hatta normalleşiyor. Oysa ki, her an arayış içinde olduğumuz, özellikle market raflarında gördüğümüz çekici ambalajlar, kampanyalar ve her yanımızı kuşatan gıdalardan aldığımız şekere gün geçtikçe daha çok bağlanıyoruz ve bu doğal olmayan şeker. Aşırı yeme isteği veya az yemek, aşırı kilo almak veya vermek, hepsinin kökeninde aslında "yeme bozukluğu" yatıyor. Daha çok obezite ile ilişkilendirilen aşırı yeme bozukluğunun kökeninde ise alkol, sigara gibi bağımlılıklar yatıyor.
Yapılan bir araştırmaya göre, yeme bağımlılığında anlamlı olarak artmış tüketilen gıdalar; pasta, pizza, ekmek, kola, şeker, poğaça, kurabiye olarak bulunmuş. Yeme bağımlılığı ile 5 saatten uzun sosyal medya kullanımı, düzensiz beslenme algısı, öğün atlama, öğün dışı atıştırma sayısı, 10 dk dan kısa ve 30 dk dan uzun yeme süresi ve yalnız beslenme arasında anlamlı ilişki saptanmış. BKI 25.0 – 29.9 aralığındaki kilolu nüfus, yeme bağımlılığı için en yüksek riskli bulunmuş, internet bağımlılık oranı arttıkça, beden kütle indekslerinin de arttığı sonucuna ulaşılmış.
Bu yüzden internetin doğru kullanımı hakkında aileler ve öğrenciler bilinçlendirilmeli, yaşam kalitesini artıran doğru diyet ve egzersiz programları ile ilgili kamu spotları artırılmalı, ailelere çocuklarıyla kaliteli zaman geçirmelerini sağlayıcı aile içi etkili iletişim eğitimleri verilmeli, öğrencilerin sosyal ve sportif etkinliklere yönlendirilmesi sağlanmalı. Yemek yerken televizyon, bilgisayar, telefon ile ilgilenilmemeli ve çocukları susturmak, teselli etmek için eline akıllı telefon-tablet vb verilmemeli. Aşırı yağlı ve şekerli gıdaların, fast-foodların tüketimine dikkat edilmeli ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanılıp kazandırılmalı.
Bitkisel hayat gibi olan sanal ortamda takılıp kalmayın, gerçek hayata dönün ve yaşamayı unutmayın. Sosyal medyada görünmek için değil, gerçek hayatta kendiniz için bir şeyler yapın ve hiçbir şeye bağımlı olmayın. Kalabalık içinde yalnız kalmamanız dileğiyle, kendinize iyi davranın, sağlıkla kalın…