Hamilelik ve Emzirme Döneminde Beslenme

  Hamilelik Süresince Sağlıklı Beslenme ve Gıda Güvenliği:
 

  Gıda Güvenliği tüm insanlar için önemli bir konudur. Özellikle hamile bayanlar, bebekler ve bebekli anneler için konu daha önemli hale gelir. Hamilelik süresince sağlık beslenmek çok önemlidir. İyi beslenme anne ve bebeği için anahtar rol oynar. Anne adaylarının eskiden aldığına göre daha çok besin değeri alması gerekmektedir. Ama sağlıklı beslenmenin genel prensipleri - çeşitli, dengeli ve ölçülü - hamilelik döneminde uygulanmalıdır.

  Gebelik normal metabolizma düzeni üzerine fetal büyümenin eklendiği dönemi ifade eder. Gebelik ve emzirme döneminde enerji ve besin öğelerinin yeterli alınması,bebeğin büyüme ve gelişmesi için önemlidir, bebeğin yetişkinlik cağında gelişebilecek kronik hastalıklarını önler. Yeterli ve dengeli beslenme ile bebeklerin erken doğum ve geç doğum riski de azaltılabilir.
  Gebelik döneminde kadının günlük enerji ve besin öğeleri gereksinmesi; yaş, gebelik öncesi vücut ağırlığı, besin depolarının yeterlilik derecesi ve fiziksel aktivite gibi birçok etmene bağlıdır. Buna bağlı olarak bu dönemde bazı vitamin-mineral gereksinmeleri artmaktadır.
  Güvenli olmayan besinlerin anne ve bebeğe zararlı yönleri vardır ki bu hem annenin hem de bebeğin sağlığını tehlikeye sokar.

  Anne adayı Beslenmesi:

  Hamilelik öncesi, süreci ve sonrasında dengeli beslenmek iyi sağlığın bir parçasıdır.

  Kalori= Vücut için enerji:

  Vücut için enerji hamilelik süresince artmaya ihtiyaç duyar. Ama " iki kişi için yemek " sadece ikinci üç aylık dönemde fazladan 340 kalori gerektirmekteyken, üçüncü üç aylık süreçte ise fazladan 500 kalori gerektirmektedir.İlk üç aylık dönemde ise fazladan kalori alınması gerekmemektedir.
  Bu dönemde besin değeri yüksek gıda ve içecekler tüketilmelidir. Besin değeri yüksek gıdalar başlıca vitamin, mineral olmak üzere diğer besin değerleri ile doludur. Bu dönemde beş temel gıda grubundan çeşitli ürünler dengeli bir şekilde tüketilmelidir.
  Bir bebekten fazla bebek taşıyan anne adayları için bu kalori daha fazla olacaktır.

  Protein:

  Protein kaslarınızın ve vücudunuzun korunmasına yardımcı olur. Ayrıca bebek gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Anne adayı için özellikle 2. ve 3. aylık dönemlerde protein bebek gelişimi açısından önemlidir.
  Tüm anne adayları günlük minimum protein ihtiyacını karşılamak için ortalama 70 gram protein tüketmelidir. Protein ihtiyacı kiloya ve hareket seviyesine göre değişiklik gösterebilir. Günlük protein miktarı ile ilgili sorunuz olduğunda mutlaka doktorunuz ile görüşülmelidir.
  Yağsız et, kümeste yetişen hayvanların eti, balık, süt ürünleri, ve baklagiller proteince zengin kaynaklardır. Bu gıdalar ayrıca demir, B vitamini ve diğer önemli besin değerlerini sağlar. Barbunya, mercimek, fındık-fıstık gibi yağlı tohumlu ve sert kabuklu meyveler, ve soya fasulyesi de proteince zengin kaynaklardandır.

  Eğer vejetaryenseniz barbunya gibi proteince zengin kaynaklardan tüketerek ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Vejetaryen hamileler protein ihtiyaçlarını bir diğer protein kaynağı olan soyadan karşılayabilirler. Soya proteinine, soya sütü, peyniri, yoğurdu da dahildir. Veganlar için diğer protein kaynakları fındık-fıstık gibi yağlı tohumlu ve sert kabuklu meyveler ve bakla ürünleridir.

  Bir protein, ihtiyaç duyduğunuz bütün esansiyel " yapı taşlarını" ( amino asitleri ) içermektedir. Vücudunuza esansiyel amino asitleri sağlamak için her gün farklı bir protein kaynağı ile beslenmek yararlı olacaktır.

  Vejetaryenlerin protein kaynağı seçeneklerinde de süt, yoğurt, yumurta ve soya ürünleri yer almaktadır.

  Karbonhidrat:

  Karbonhidratlar vücut için başlıca enerji kaynağıdır. Anne adayı günlük enerjisinin çoğunluğunu karbonhidratlardan almalıdır. Bir çok insan için, karbonhidrat günlük kalori ihtiyacının %45-65 ini karşılamaktadır. Birçok hamile ve emziren kadın günde yaklaşık 175-2130 gram karbonhidrat tüketmelidir.

  Meyve, sebze, tahıl ve süt ürünleri karbonhidrat içermektedir. Diyet lifi gibi tam buğdaylı ürünler de önemli protein kaynaklarındandır. Bunlar ayrıca sağlık üzerinde çeşitli olumlu etkilere de sahiptir. Bir diğer önemli karbonhidrat gıdası ise zenginleştirilmiş rafine buğday ürünleridir. Bu buğdaylar bebek gelişimi için gerekli esansiyal olan demir ve folik asit içermektedir. İyi karbonhidrat kaynaklarrı; yoğurt, kahvaltılık mısır gevreği, ekmek ve meyveler, krakerler, ekmek ve makarnadır.

  Yağlar:

  Yağlar sağlık için ve önemli olan bir çok vitaminin depolanması için anahtar rol oynamaktadır. Karbonhidrat ve protein gibi, beslenme ile alınan yağ da bir diğer vücudunuz için gereken enerjiyi sağlayan kaynaktır.
  Bazı gıdalar vücuda esansiyal yağ asitlerini sağlayan yağları içermektedir. Esansiyal yağ asitleri vücudun ihtiyaç duyduğu ama üretemediği dolayısıyla dışarıdan alınması gereken yağlardır. En önemlisi ise esansiyal yağ asitleri bebek gelişimi için önemli bir faktördür.

  Toplam kalorinin %20-35 ini yağlardan sağlanmalıdır. Birçok yağın doymamış yağ olması gerekmektedir. Doymamış yağ kaynakları; balık, bitkisel yağlar ( kanola, zeytin, yer fıstığı, ve ayçiçeği) fındık-fıstık gibi yağlı tohumlu ve sert kabuklu meyveler, ve keten tohumudur.

  Hamile ve emziren bayanlar da dahil olmak üzere bütün bayanlar için bu besinler önemlidir.
  DHA, bebeklerin beyin ve göz gelişimi için önemli olan bir doymamış yağ türüdür. Anne adayları her gün 200 mg DHA almayı hedeflemelidir. Somon, alabalık ve ton balığı gibi yağlı balıklar DHA içermektedir. Beslenme uzmanları besin takviyesi ve ya DHA ile hamilelik öncesi vitaminlerini önerebilmektedir.

  Kalsiyum:

  Kalsiyum güçlü kemiklerin ve dişlerin gelişmesi için önemlidir. Bütün kadınlar için kalsiyum almak önemlidir. Özellikle kemik gelişimi hala gelişmekte olduğu için 25 yaşından altındaki anne adayları için Kalsiyum önemlidir.
  Anne adayları her gün 1,000 mg kalsiyum almalıdır. 18 yaşı ve altındaki bayanlar için de günlük 1,300 mg kalsiyum alınması gerekmektedir. Süt ürünü tüketmeyen anne adaylarının kalsiyum takviyesi veya multivitamin alması gerekmektedir.
  Süt, yoğurt ve peynir iyi birer kalsiyum kaynağıdır. Yağsız ve az yağlı süt ürünleri eşit miktarda kalsiyumu daha az kalori ve yağda içermektedir.
  Bir diğer kalsiyumca zengin kaynaklar ise yapraklı sebzeler, kurutulmuş fasulye ve barbunya tarzı taneli sebzeler, sert kabuklu ve yağlı meyveler , ve sardalyadır. Kalsiyumca zenginleştirilmiş gıdalar ve içecekler de bir diğer önemli kaynaktır. Portakal suyu, soya sütü, bir çeşit soya peyniri olan tofu, badem sütü ve kahvaltılık mısır gevrekleri de buna dahildir. İhtiyacınız olan kalsiyumu süt ürünlerinden almak en kolay yoldur.

  Sık doğumlar, guneş ışınlarından yararlanamama, hareket azlığı ve emzirme suresinin uzaması ve kaybedilen kalsiyumun yerine yeterli ekleme yapılmaması durumunda kadında osteomalasia (kemik yumuşaması) ve diş çürükleri görülebilmektedir. Turkiye de süt ve ürünleri grubu besinlerin toplam tüketim miktarı hamile ve emziren kadınlar için önerilen miktarların altındadır. Bu nedenle süt ve ürünlerinin tüketiminin artırılması gereklidir. Yeterli alım ile bebeğin iskelet yapısı gelişir, annenin kemik kütlesi korunur ve anneyi ileriki yaşlarda osteoporozdan korunur.

  Anne adayları pastörize olmamış süt ve süt içeren gıdaları tüketmemelidir. Çiğ süt birçok gıda kaynaklı hastalığın gelişmesinde rol oynar. Bunlardan en önemlisi listeriosis dir.

  D vitamini:

  D vitamini kalsiyum emilimi, bağışıklık sistemi ve beyin sağlığı için önemlidir. Güneş ışığı D vitamini için önemli bir kaynaktır.
  Multi vitaminlerle de günlük D vitamini ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Ayrıca D vitamini ilave edilmiş süt ve yoğurt da günlük ihtiyacınızı karşılamanızda yardımcı olacaktır.
  Yağlı balıklar, mantar, besin değeri arttırılmış kahvaltılık mısır gevrekleri, ve takviye gıdalar da ayrıca D vitamini içermektedir.
  Vücudun D vitamini gereksinmesi güneş ışığı yolu ile karşılanmasına rağmen, gebelik döneminde gereksinmenin artması nedeniyle T.C. Sağlık Bakanlığı tum gebelere D vitamini desteği programı başlatılmıştır. Gebelere, gebeliğin 12. haftasından itibaren 1200 IU (30 mcg)/gun (9 damla) tek doz D vitamini başlanması, gebelik süresince devam edilmesi ve doğum sonrası en az 6 ay emzirme süresince kullanılması önerilmektedir.

  Demir:

  Demir kanda oksijenin taşınmasını sağlayarak vücuda iletimini sağlar. Ayrıca bağışıklık sitemine, beyin gelişimine ve metabolizmaya da yardımcıdır. Vücutta bulunan demirin % 90 ı her gün yenilenmektedir.
  Büyümekte olan bebekler de ayrıca hayatlarının ilk bir kaç ayında yetecek kadar demiri depolamaktadırlar.

  Anne adaylarının vücudunda kan miktarı arttığı için demir ihtiyacı daha fazladır. Anne adayları, takviye gıdalar ve besinler aracılığı ile günde 45 mg demir almalıdır. Kırmızı et, balık, beyaz et ve yumurta demirce zengin kaynaklardır.

  Diğer demirce zengin kaynaklar ise ; tam buğday ekmeği, kahvaltılık mısır gevrekleri, ve makarnadır. Yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, fındık-fıstık gibi kalın kabuklu meyveler, yumurta, ve kurutulmuş meyveler de ayrıca iyi birer kaynaktır.
Hayvanlarda bulunan demir ile bitkilerde bulunan demirin cinsi farklıdır. Hayvanlardakini özümseyemediğimiz gibi bitkilerdeki demiri de özümseyemiyoruz. Ama portakal suyu ve ya kırmızı biber gibi C vitaminice zengin kaynaklar ile birlikte yenildiği zaman emilimini arttırabiliriz.
  Bir çok kadın hamilelik dönemine vücutlarında az miktarda demir depolanmış halde girer. Doktorlar ilk üç ayda demir takviyesi kullanmanızı önerir. Demir takviyelerini öğünlerin arasında su ya da meyve suyu ile alın ve bu sırada başka bir takviye almayın. Kahve, çay ve sütün içinde bulunan maddeler demir emilimini engelleyebilir. Demir takviyelerini yatmadan önce almak mide yanmalarını azaltır.

  Folik asit/ Vitamin B9:

  Gebelik öncesi yeterli folik asit alımı fetusu noral tüp defekti, düşük doğum ağırlığı ve plasentanın erken ayrılmasına karşı koruyucu olduğundan, gebelik planlayan kadınlara gebelik öncesi donemden başlayarak, diyete ek olarak 400 mcg/gün folik asit desteği verilmesi ve gebeliğin ilk 3 ayı boyunca da bu desteğin devam ettirilmesi önerilmektedir. Bu nedenle planlanmış gebelikler önem taşımaktadır. Ayrıca gebelik suresince yeterli taze sebze ve meyve tüketimi de sağlanmalıdır.
  Hamilelikten önce ve hamilelik boyunca bebeğin büyümesi için gereken kilit takviyedir. Spina bifida ve sinir sıkışması olarak da bilinen beyinde ve omurilikte gerçekleşen zedelenmeler gibi doğum hastalıklarının riskini azaltır. Gıdalarda doğal olarak bulunan besin değerlerinin bir diğer adı da " folatdır " . " Folik asit " ise takviyeler ve içerikçe zenginleştirilmiş hububatlar için kullanılan addır.
  Zenginleştirilmiş ekmek, un makarna, pirinç, mısır gevreği ver diğer tahıl ürünleri genel folik asit kaynaklarıdır. Ürününüzün folik asit içerip içermediğini kontrol etmek için içerik kısmına bakın, folik asit mi yoksa folat mı yazıyor dikkat edin.
  Folik asit/folat almanın bir çok yolu bulunmaktadır. Öncelikle folik asitli multivitamin bunlardan bir tanesidir. Buna ek olarak bolca meyve, sebze, zenginleştirilmiş tahıl ürünü , baklagil, turuncgil meyvsi ve meyse suyu tüketilmelidir.

  İyot:

  Gebe ve emziren kadınlarda iyot gereksinmesi artmaktadır. Özellikle çeşitli nedenlerle tuz alımının kısıtlanması gereken gebelik planlayan kadınlar, gebe ve emziren kadınların iyot gereksinmesi (200- 250 mcg/gun) mutlaka karşılanmalıdır.

  Balık tüketimi:

  Gebelik suresince balık tüketimi önemlidir. Balık bebeğin beyin gelişimi için elzem olan omega 3 yağ asitlerinden zengindir. Bazı balıklar aşırı cıva içerebilecekleri için tüketimine dikkat edilmelidir. Haftada 180-360 g yağlı balık (somon, alabalık, yayın balığı gibi) tüketimi önerilmektedir. Konserve ton balığı tüketimi haftada 180 g dan az olmalıdır.

  Kuruyemiş ve yağlı tohum tüketimi:

  Gebe ve emziren kadınlar bebeklerinde alerji olur düşüncesi ile bazı besinlerin (kuruyemiş, yağlı tohumlar gibi) tüketimi sınırlanmaktadır. Eğer annede veya bebekte alerji yoksa bu besinlerin sınırlanmasına gerek yoktur. Emziren kadınlarda çok baharatlı, soğanlı, sarımsaklı veya gaz yapıcı besinlerin tüketiminden kaçınılmalıdır.

  Sıvı alımı:

  Gebe ve emziren kadınların sıvı gereksinmesi artan hücre dışı sıvı hacmi, fetus gereksinmesi, amniyotik sıvı ve anne sütü salgılanması gibi nedenlerle artmaktadır. Bu nedenle günlük yeterli sıvı alımının sağlanması önemlidir. Sıvı kaynağı olarak; su, sut, ayran, taze sıkılmış meyve suları tercih edilmelidir. Gebe ve emziren kadınlarda 750-1000 mL (3-4 bardak) ek sıvı alınması önerilir. Günlük kafein alımı en fazla 200 mg/ gün olmalıdır (yaklaşık 2 fincan neskafe veya 4-5 bardak cay).

 Sigara ve Alkol:

  Hamilelik sırasında alkol tüketmek kalıcı fiziksel, davranışsal ve entellektüel sorunlara yol açabilir. Gebelik ve emzirme döneminde sigara ve alkol kullanılmamalıdır.

  Kafein:

  Kahve, çay, enerji içecekleri, bazı alkolsüz içecekler, çikolata, ve bazı soğuk algınlığı ilaçları kafein içermektedir. Gıdalardaki ve içeceklerdeki kafein plasentayı geçip anne sütünün bir parçası olabilir. Ama bazı çalışmalar göstermiştir ki hamileler ve emziren anneler makul miktarda kafeini güvenli bir şekilde tüketebilirler. Vücudunuza uygun kafein miktarı için anne adaylarının doktorları ile görüşmelerinde yarar olacaktır.

  Sodyum:

  Sodyum insan vücudunda bulunan sıvılar için oldukça önemli, doğal bir parçasıdır. Diğer mineraller ile birlikte çalışarak vücutta bulunan suyu dengede tutar. Ayrıca sağlıklı sinir sistemi ve de kas koordinasyonu için de oldukça önemlidir.
Genel olarak toplum için de olduğu gibi sodyum anne adayları için de sınırlandırılmalıdır. Fazla miktarta vücuda alınması, yüksek tansyion, kalp krizi, felç ve diğer sağlık sorunları ile ilişkilendirilmiştir.

  Vitamin/ Mineral Takviyesi:

  Dengeli besleme ihtiyaç duyulan birçok besin değerini karşılar.
  Daha çok vitamin ya da mineral takviyesi bir grup için çok önemli olabilir. Örneğin, eğer katı bir vegansanız, beslenmenize takviye alabilirsiniz, ya da bağlayıcı bir beslenme programı da yapabilirsiniz. Eğer ikiz veya üçüz taşıyorsanız harici takviyeler de ayrıdan yararlı olabilir.

  Hamilelik sırasında bitkisel ve botanik takviyeler almanın herhengi bir olumlu etkisi olduğuna dair herhangi bilimsel bulgu bulunmamaktadır. Doğrusu bazı bitkisel ürünler anne ve bebeği üzerinde ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Bu yüzden Hamile ve emziren kadınlar bitkisel ve botanik takviyelerden en iyisi kaçınmalıdır.

  HAMİLELİK VE KİLO KONTROLÜ

  Gebelikte obezite, gebeliğin istenmeyen sonuçlarına neden olmaktadır. Uzun donemde anneler ve çocuklar için potansiyel değiştirilebilir risk etmenlerinden biri olarak görülmektedir. Türkiye’de gebe kadınların gebelik öncesi Beden Kitle İndeksi (BKİ) ortalamalarının yaklaşık 25 kg/m2 olduğu düşünüldüğünde, gebelik süresince aşırı vücut ağırlığı kazanımından kaçınmaları önemlidir. Gebelik öncesi beden kitle indeksine göre gebelik suresince uygun vücut ağırlık kazanımı bebeğin sağlığı icin önemlidir.
  Gebelik suresince önerilenin altında vücut ağırlık kazanımı, düşük doğum ağırlıklı bebek doğum riskini artırır. Gebelik suresince aşırı vücut ağırlık kazanımı bebeklerde kısa donemde makrozomi (doğum ağırlığı: >4500 g, iri bebek) ve erişkin donemde obezite ve ilişkili hastalıklar yol açabilir. Annelerde kısa donemde gestasyonel diyabet, uzun donemde ise metabolik sendrom ve obezite riskinde artış ile ilişkilidir. Gebelik suresince zayıflama diyetleri kesinlikle onerilmez.   Gebe kadının daha fazla vucut ağırlığı kazanımı onlenir.
  Gebelik doneminde sigara kullanan annelerin bebeklerinde ergenlik ve erişkinlik döneminde hafif şişmanlık, obezite görülme riski artmaktadır. Gebelerin ve emziren annelerin gunluk ek enerji gereksinimleri yüksek enerjili abur cubur besinler yerine sağlıklı besin gruplarından (sut ve ürünleri grubu, et ve ürünleri grubu yumurta-kurubaklagil grubu, ekmek-tahıl grubu, sebze-meyve grubu) seçilecek besinlerden karşılanmalıdır.
  Hamilelik sırasında kilo almanızı kontrol etmeniz önemli bir noktadır. Bu sizin ve bebeğinizin sağlıklı olduğunuzu anlamanızı sağlar. Az miktarda kilo alan kadınlar bebeklerin küçük doğması riski altındadır. Ayrıca çok kilo alan anneler de çocuklarının erken doğması veya daha büyük doğması riski altındadır. Hamilelik sırasında aşırı kilo almak da ayrıca başka sağlık problemlerine yol açabilir. Buna, hamilelik diabeti, annede yüksek tansiyon ve damar şişmesi şeklinde örnek verilebilir.
  Hamile kadınlar yağı vücutlarında emzirme döneminde hazır olması için depo ederler. Eğer hamilelik hedef kilonuzun altındaysanız, doktorunuz durumunuzu dikkatlice takip edecektir. . Bu uygun kiloya sahip olmak için almanız gerek besin değeri ve kaloriyi aldığınıza emin olmanızı sağlar.

  Kilo Alımı için Hedefler:

  Kilo alım hedefleri hamilelik öncesi dönemdeki kilo, boy, yaş, ve genel beslenme tarzınıza bağlıdır. Doktorunuz hamilelik boyunca sağlıklı bir şekilde kilo almanızı sağlayacaktır.
  "Normal kilosu olan, yani vücut kitle indeki (BMI) 18.5-24.9 kg/m2 olan kadınların 12-16 kg almaları normaldir. BMI uygun kiloda olup olmadığınız kontrol etmek için iyi bir yoldur. Bu size ayrıca hamilelik boyunca kaç kilo almanız gerektiğini de söylemektedir. Sağlıklı kilonun altında olan bayanlar da 13-18 kilo kadar almayı kendilerine hedef olarak belirlemelidir. 25- 29.9 aralıkta BMI olan hamileler de 7-12 aralığından fazla kilo almamalıdır. Obez kategorisine giren kadınlar da 5-9 kilodan fazla kilo almamalıdırlar. Eğer bu kategorideyseniz doktorunuz ya da diyetisyeniniz size bu önerilere sağlıklı bir yolla ulaşmanızda yardımcı olacaktır. Genel fiziksel aktivelerinizi yapmayı ve ihtiyaç duyduğunuz kalori ve besin değerinizi almayı alışkanlık edinin. Hamilelik döneminde kilo kaybı ise önerilmeyen bir durumdur.

  Eğer bir bebekten fazla taşıyorsanız bu önerilerin değerleri artacaktır. 18.5-24.9 BMI aralığındakiler hamilelerin 17-25 kilo alması gerekmekteyken, 25-29.9 BMI aralığındakilerin ise 14-23 kilo alması gerekmektedir. 30 ve üstü BMI değere sahip kadınların ise 12-19 kilo alması gerekmektedir. Az kilolu ve birden çok bebek taşıyan hamileler içinse kılavuz bir kilo alma aralığı bulunmamaktadır.

  Kilo Alma Düzeni:

  Toplam kilo alımı kadar, kilo alma düzeniniz de önemlidir. Doktorunuz hamileliğinizin ilk döneminden itibaren boyunuzu ve kilonuzu kayıt edecektir. Her ziyaretinizde değerleriniz kaydedilecektir, bu yüzden düzgün bir şekilde kilo almayı ihmal etmeyin.
  Kilonun sabit kalması ya da az miktarda bir kilo kaybı ilk üç aylık ( ya da ilk 13 hafta) periyotta normaldir. Ama bir çok hamile 2-3 kilo alacaklarını ummaktadır. Önceden de bahsedildiği gibi kilo, besin değeri yüksek gıdalar ile alınmalıdır.
Sağlıklı bir hamilelik başı dönem geçiren kadınlar da ikinci ve üçüncü üç aylık dönemlerde yaklaşık olarak yarım kilo kadar haftalık almalıdırlar. Aşırı kilolu olanlar ise daha az hızda kilo almalılardır.

  HAMİLELİK DÖNEMİ RAHATSIZLIKLARI

  Besin Zehirlenmesi: Gebe ve emziren kadınlar besin zehirlenmesi açısından daha fazla risk altındadır. Çiğ ya da az pişmiş et ve urunleri, pişirme ile dondurup çözdürme işlemleri tekrarından kaynaklı oluşabilecek Listeria üreme riski nedeniyle, kadınların bu konuda bilgilendirilmesi gerekir. Salmonella üretmesi riski nedeniyle gebe ve emziren kadınlar çiğ yumurta içeren besinleri tüketmemelidir.

  Anemi (Kansızlık): Gebeliğin başlangıç döneminde demir yetersizliğinden kaynaklanan; anemi, prematurelik (<37. hafta), düşük doğum ağırlığı (<2500 g), bebek ölümleri, annede yetersiz vücut ağırlık kazanımı, taşikardi, yorgunluk, baş dönmesi, maternal anne ölümleri ile ilişkilidir. Bu nedenle T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından tüm gebelere 16. gebelik haftasından itibaren 40-60 mg/gun elemental demir desteğine başlanması ve doğum sonrası da 3 ay olmak uzere toplam 9 ay sure ile verilmesi önerilmektedir. Gebe beslenmesinde vücut tarafından kolaylıkla emilen hem demir iceren besinler (kırmızı et) tercih edilmelidir. Demir emilimini artırmak icin hem olmayan demir kaynakları (kumes hayvanları, yumurta, kuru meyveler, kurubaklagiller, pekmez, tam tahıl ve zenginleştirilmiş tahıl urunleri) C vitamininden zengin besinler (taze meyve ve sebzeler) ile beraber tuketilmelidir. Ayrıca demir emilimini engellediği icin yemeklerle birlikte cay-kahve tuketiminden kacınılmalıdır Diyetle demir alımı hem gebe hem de emziren kadınlarda onerilerin altında bulunduğundan, sağlıklı beslenme onerilerine dikkat edilmelidir.

  Kabızlık: İnce barsak hareketlerinin (motilitesinin) azalması ve kalın bağırsakta sıvı emiliminin artması ve fiziksel aktivitenin azalmasına bağlı olarak gebelerde kabızlık sık görülür. Yüksek posa ve yeterli sıvı alımı ile kabızlık engellenmelidir.

  Bulantı-Kusma: Gebelikte bulantı ve kusma 4-6. haftalarda başlayıp, genellikle 8-12. haftalarda en yüksek düzeye ulaşır ve daha sonra azalır. Bulantılar mide boş iken daha fazla olur. Genel olarak sık aralıklarla beslenme, yemeklerle birlikte sıvı alımının azaltılması, sıvı alımının öğün aralarında alınması önerilir.

  Ödem: Gebeliğin son üç ayında görülen ödem doğal bir olaydır. Ödemin miktarı ve yaygınlığı önemlidir. Tedavi edilmeyen preeklemsi hem anne hem de bebek yaşamını tehlikeye sokar ve bu durum gebeliğin sonuna doğru daha tehlikeli olabilir. Engellemek için günlük alınan tuz miktarı sınırlandırılmalıdır.

  Gestasyonel Diyabet: Gestasyonel diyabet ilk kez gebelik sırasında ortaya çıkan çeşitli derecelerde glukoz intoleransıdır. Ailesindeki diyabetli birey ile gebelik öncesi şişman olanlarda, gebelik suresince fazla ağırlık kazananlarda, 35 yaş üzeri gebelerde, daha önceki gebeliklerinde gestasyonel diyabet olanlarda, daha önce makrozamik bebek doğuranlarda gestasyonel diyabet sık görülür.
  Gebeliğin 24-28. haftaları arasında bu acıdan araştırmalar yapıldıktan sonra erken mudahale yapılarak hem anne hem de bebek sağlığı korunur.
  Gestasyonel diyabet çoğunlukla doğumdan sonra geçer. Gestasyonel diyabeti olan kadınların kan şeker düzeyleri düzenli olarak izlenmeli, kan glukoz düzeyine yönelik beslenme programı uygulanmalı, fazla ağırlık kazanımından sakınılmalıdır. Diyetle karbonhidrat sınırlaması yapılmamalı, zayıflama diyeti uygulanmamalıdır.

  Gebelik Zehirlenmesi (Toksemi): Yetersiz ve dengesiz beslenmenin de içinde bulunduğu bircok nedene bağlı olarak gebeliğin son doneminde kan basıncı artabilir, idrarla protein kaybı sonucu el ve ayaklarda ağır odem gorulebilir. Kronik hastalığı olan (bobrek, kalp, diyabet) gebelerde, ileri yaş gebelerde (35 yaş uzeri), cok ve sık aralıklarla doğum yapanlarda sıklıkla ortaya çıkar. Tıbbi tedavi ile diyetle sodyum ve protein alımının sınırlandırılması, B grubu vitamin alımının artırılması önerilir.

  Mide Yanması: Gebelikte sindirim sistemi sorunları olarak reflu ve mide yanması sık görülür. Doğum sonrası 1-7. haftada normale döner. Mide yanmasında ara öğünlerin tüketilmesi, süt ve yoğurt gibi besinlerin tercih edilmesi, yemek sonrası hemen yatılmaması, çok baharatlı ve yağlı besinler, gazlı içecekler, limon ve meyve sularının şikayetleri artıracağından tüketilmeleri önerilmez.

  Aşermek ve Tiksinmek: Bazı gıdaları aşermek ve beğenmemek hamilelik boyunca olağan durumlardır. Aşermenin besin değeri eksikliği ile alakalı olduğuna dair hiç bir kanıt bulunmamaktadır ve bu yüzden nedeni de hala gizemini korumaktadır. En çok sevdiğiniz yiyeceği aşermeniz ise bi nedeni olmadan kabul edilebilir. Özellikle beslenmenize katkı sağlıyorsa.
  Bazı hamileler bazen gıda olmayan maddeleri aşerirler. Bu pika adı verilen bir rahatsızlıktır. Anne ve bebeği için gıda olmayan bu maddeleri tüketmek tehlikeli olabilir. Bazı durumlarda, bol miktarda gıda olmayan maddelerin yenmesiyle pika gelişir. Bu da sizi sağlık kalmak için almanız gereken besin değerlerinden ve kaloriden uzak tutar. Gıda olmayan bu maddelere örnek vermek gerekecek olursa, çamur, nişasta, buz, kahve telvesi ya da kabartma tozu başlıcalarıdır. Eğer gıda olmayan maddeleri aşeriyorsanız hemen doktorunuz ile konuşun. Bu semptomlar belkide besin eksikliğinin ( demir gibi) işareti olabilir ve ek takviyeler ile tedavi edilmesi gerekmektedir.

  HAMİLELİK DÖNEMİNDE FİZİKSEL AKTİVİTE

  Fiziksel aktiviteler iyi bir sağlığın bir diğer kritik noktasıdır. Haftanın her günü yarım saatlik fiziksel aktiviteyi hayatınıza sokun. Yürüyüş ya da yüzme gibi aktiviteler hamilelik süresince önemlidir. Ama anne adayının düşmesine ve yaralanmasına neden olabilecek aktivitelerden uzak durmak gerekir..

 

  HAMİLELİK DÖNEMİNDE GIDALARDAN KAYNAKLANABİLECEK RAHATSIZLIKLAR

  Gıda güvenliği herkes için önemlidir. Hamilelik sırasında vücutta yaşanan değişiklikler nedeniyle bağışıklık sistemi zayıflayabilir. Enfeksiyon hastalıkları bu nedenle bu dönemde daha güç seyredilebilir ve anne ve gelişmekte olan bebeğin sağlığını tehlikeye atabilir. Bazı gıdalar anneyi ve doğmamış bebeğini büyük riske sokar. Bu sebeple anne adayları riskli gıda maddeleri olarak tanımlanan (çiğ veya iyi pişmemiş et, çiğ etten yapılan sucuklar, çiğ süt ve ürünleri, kabuklu peynirler, soğuk tütsülenmiş balık, çiğ midye ve içinde çiğ yumurta bulunan yiyecekler) gıda maddelerini tüketmekten genel olarak kaçınmalı ve yiyeceklerin hazırlanması ve saklanmasında mutfakta hijyenik ortama özellikle dikkat etmelidirler

  Listeriosis:

  L. monocytogenes adlı bakterinin neden olduğu bir enfeksiyondur. Gıdanın alınmasından birkaç gün ya da bir kaç ay sonrasına kadar ortaya çıkabilir. Gübrede, toprakta ve atık sularda bulunabilen bu bakteriler çevremizde sık görülen bakterilerdir. Bu sebeple özellikle sebze ve meyve tüketilmeden önce iyice yıkanmalıdır. L. monocytogenes bazen tarımsal alanda da, özellikle silolarda saklanan çürümüş yemlerde de bulunur. Dolayısıyla çiğ süt ve çiğ sütten yapılmış ürünler gibi hayvansal ve işlenmemiş gıda maddelerinde, çiğ et ve çiğ balıkta bu hastalığı taşıyıcı mikroplar olabilir. L.monocytogenes önceden ısıtılmış veya pastörize edilmiş olan çiğ ürünlere de işleme sırasında istemeden bulaşabilir, örneğin kabuklu peynirler, önceden kesilmiş ve paketlenmiş salam ve sucuklarya da soğuk tütsülenmiş veya fermente balık ürünleri. L.monocytogenes hücrelerinin buzdolabında, donma noktasının az üzerinde bile üreme özellikleri vardır.
  Hastalığın ortaya çıkması halinde hamile kadınlarda gripal enfeksiyonabenzer belirtiler görülür. L. monocytogenes anne karnındaki çocuğa bulaşarak yeni doğan bebeklerde ağır hastalıklara, hatta erken doğum ya da bebeğin ölü doğmasına bile yol açabilir.

  Kampilobakterioz ve Salmonelloz:

  Kampilobakter ve salmonella gıda ürünlerinden kaynaklanan bakteryel enfeksiyonların % 90 ını oluşturmaktadır. İshal yapan bu etkenler anne karnında büyümekte olan fötüsü doğrudan etkilemezler, yalnız hamile kadınlar hamilelik sırasında vücutlarında meydana gelen değişiklikler nedeniyle bu tür enfeksiyon hastalıklarına daha kolay yakalanırlar. Hastalık genellikle et (özellikle kümes hayvanları) ve çiğ süt; salmonella bakterisinde ise yumurta gibi yeterince pişmemiş hayvansal gıda maddelerinin

  Toksoplazmoz:

  Bu enfeksiyon hastalığını yapan etken tek hücreli Toxoplasma gondii adlı mikroorganizmadır. Hastalık insana doku kisti içeren pişirilmemiş veya iyi pişmemiş (steak medium, beef tatar) etlerin yenmesiyle veya infekte kedi dışkısındaki parazit yumurtalarının/ ookistlerin bulaştığı yiyeceklerle geçer. Toksoplazma enfeksiyonundan sonra kalıcı bir bağışıklık oluşur; yalnız hamilelikleri sırasında ilk olarak bu enfeksiyona yakalanan kadınlar parazitleri bebeklerine geçirebilirler. Enfeksiyon en kötü durumlarda düşük ya da ölü doğumlara bile neden olabilir, ya da yeni doğmuş bebeklerin merkezi sinir sisteminde ve gözlerinde ciddi hasarlara
yol açabilir, bu hasarların aylar ya da yıllar sonra kendini göstermesi de mümkündür.

  Balıkta Civa:

  Balık yüksek miktarda protein ve diğer esansiyel besin değerlerini içerir. Ayrıca doymuş yağ oranı da azdır ve sağlığa yararlı olan omega-3 içerir. Bu yağlar kalp sağlığını , beyin gelişimini ve de çocukların doğru dürüst büyüyüp gelişmesini sağlar. 2015 Beslenme Kılavuzu'na göre hamile ve emziren kadınların her hafta 2-3 kez deniz ürünü tüketmesi gerekmektedir.

NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?

Hijyen:
•    Anne adayı besin güvenliğinden önce kendi güvenliğini sağlamak zorundadır. Dolayısıyla öncelikle kendi temizliğine dikkat etmesi gerekir.
• Elleri yemeklerin hazırlanmasından önce ve sonra, hayvanlarla temastan sonra ve tuvaletten çıkınca düzenli olarak ve iyice yıkamalıdır.
• Elleri temiz havlu ile, hatta bir defa kullanılan havlu ile kurulamalıdır.

Kendi temizliğimiz yanında yediğimiz besinlerin temizliği de önemlidir. Bol su ile yıkadıktan sonra pişirme aşamasına geçilmelidir.
• Et, çiğ yumurta ve çiğ sebze türü yiyecekleri hazırlarken ayrı ayrı ve mümkün olduğu kadar düz yüzeyli kesme tahtalarında çalışmak; bunları kullanır kullanmaz hemen temizlememiz gerekmektedir.
• Çiğ gıda ürünlerini çapraz kontaminasyonu önlemek için buzdolabında tüketilmeye hazır ürünlerden ayrı olarak saklanmalıdır.
• Buzdolabını haftada 1 kere temizlenmelidir.
• Soğuk zincirine ara vermemek ve buzdolabı ya da dondurucu derecelerini düzenli olarak kontrol edilmelidir.
• Gıda ürünleri son kullanım tarihlerinden sonra kullanılmamalıdır.
• Küflenmiş gıda maddeleri bütün olarak atılmalıdır.
• Ev hayvanları genel olarak mutfak alanından uzak tutulmalıdır.

DİĞER ÖNEMLİ NOKTALAR:

• Çiğ et veya tam pişmemiş et yenilmemelidir.
• Çiğ süt içilmemeli ve çiğ süt mamulleri yenilmemelidir; ya da tüketmeden önce iyi bir şekilde kaynatılmalıdır.
• Çiğ yumurta içeren yiyecekler yenilmemelidir.
• Yumuşak veya kabuklu peynirler yenilmemeli, ya da tüketmeden önce kabuğu çıkartılmalıdır.
• Çiğ etten yapılan ürünler yenilmemelidir.
• Soğuk tütsülenmiş/fermente balık yenilmemelidir.
• Çiğ deniz ürünleri yenilmemelidir.


Kaynak:
http://www.foodinsight.org/healthy-eating-pregnancy-nutrients-weight-gain-food-safety
www.beslenme.gov.tr
Türkiye Beslenme Rehberi- 2015